Çocuğunuzun tanısı, geleceğinin sınırı değildir

Tarihten ve bugünden, zorluklarla doğup hayata tutunmuş insanların gerçek hikâyeleri

Bir tanı, bir kapanış değil bir başlangıçtır. Bu yazıda; konuşmada, okumada, öğrenmede zorlanmış ama doğru destekle yollarına devam etmiş gerçek isimleri bir araya getirdik. Hepsinin ortak sırrı aynı: birinin erken davranması.

Geleceğe umutla bakan çocuklar

Sevgili anneler, babalar,

Çocuğunuza bir tanı konduğunda ya da bir öğretmen "sizinle biraz konuşmam gerek, bazı şeyler yolunda gitmiyor" dediğinde, çoğu velinin aklına ilk gelen aynı korkudur: Acaba kapılar kapandı mı? Çocuğum geride mi kalacak?

Bu yazıda size, bu korkunun gerçek olmadığını göstermek istiyorum. Hem de masal anlatarak değil, gerçek, yaşamış ve yaşayan insanlarla. Ama baştan bir sözüm var: Buraya yazdığım her isim, durumunu ya kendi ağzıyla anlatmıştır ya da sağlam kaynaklara geçmiştir. "Şu da disleksiymiş, bu da otizmliymiş" diye internette dolaşan söylentileri değil, doğrulanmış olanı seçtim. Nedenini birazdan anlatacağım.

Bir peygamberin duası

Konuşmada zorlanmak yeni bir şey değil. O kadar eski ki, kutsal kitabımızda bile geçer.

Kuran-ı Kerim'de, Tâhâ Suresi'nde, Hz. Musa'nın Allah'a ettiği bir dua vardır. Hz. Musa konuşmakta zorlanan biriydi. Allah onu Firavun'a gönderip hak yola çağırmasını isteyince, Rabbine şöyle yalvardı:

"Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."Tâhâ, 27-28

Bir ricası daha oldu. Kardeşi Hz. Harun, kendisinden daha rahat ve daha düzgün konuşan biriydi. Hz. Musa şöyle dua etti:

"Kardeşim Hârûn'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."Kasas, 34

Allah bu duayı da kabul etti ve Hz. Harun'u ona destek olarak verdi.

Şimdi şuna dikkat edin: Daha güzel, daha akıcı konuşan Hz. Harun'du. Ama önder olan, Firavun'un karşısına tek başına dikilen, koca bir kavmi peşinden sürükleyen Hz. Musa'ydı. Yani konuşmada zorlanmak, onu önderlikten de, en büyük işleri başarmaktan da alıkoymadı. Üstelik yardım istemekten utanmadı, doğru desteği aldı ve yoluna öyle devam etti.

Buradan çıkaracağımız şey sadece dua etmek değil tabii. Bir peygamberin bile konuşma güçlüğü yaşamış olması, sorunların bize engel olamayacağını gösterir. Önemli olan, doğru desteği doğru zamanda almaktır.

Konuşmakta zorlananlar

Çocukluğunda kekemelik yaşayan ünlü şarkıcı Ed Sheeran
Ed SheeranFoto: Atlantic Records (UK) / Wikimedia Commons / CC BY 3.0
Çocukken kekemelik yaşayan ünlü oyuncu Bruce Willis
Bruce WillisFoto: Gage Skidmore / Wikimedia Commons / CC BY-SA 3.0

Bugün dünyanın en çok dinlenen şarkıcılarından Ed Sheeran, çocukken kekemeydi. Bunu kendisi anlatıyor: 2015'te bir kekemelik kuruluşunun gecesinde, dokuz yaşındayken dinlemeye başladığı bir rap albümünü ezbere söyleye söyleye kekemeliğini yendiğini söyledi. Bugün sesini bütün dünya dinliyor.

Aksiyon filmlerinin sert kahramanı, Zor Ölüm filmlerinden tanıdığımız Bruce Willis de çocukken kekemeydi. Sahneye çıkıp rol yaparken kekemeliğinin kaybolduğunu fark etti; yani oyunculuk hayatı aslında kekemeliği sayesinde başladı. Bunu kendisi de söylüyor.

Okumakta, öğrenmekte zorlananlar

Bazı çocuklar yaşıtlarıyla aynı zekada hatta onlardan daha zeki olmalarına rağmen okumakta, yazmakta ya da matematikte çok zorlanır. Buna öğrenme güçlüğü denir. En çok bilineni de okuma zorluğu, yani disleksi. Bu, zekâyla ilgili bir şey değildir; çocuk her şeyi anlar, sadece okuma ve yazmayla ilişkisi bizimkinden farklı kurulur.

Disleksi olduğunu anlatan oyuncu Aslı Enver
Aslı Enver
Disleksili oyuncu ve yazar Ebru Cündübeyoğlu
Ebru Cündübeyoğlu
Disleksi olduğunu anlatan ünlü oyuncu Tom Cruise
Tom CruiseFoto: Eva Rinaldi / Wikimedia Commons / CC BY-SA 2.0
Disleksili girişimci Richard Branson
Richard BransonFoto: Chatham House / Wikimedia Commons / CC BY 2.0

İstanbullu Gelin dizisini hatırlarsınız. Başrol oyuncusu Aslı Enver, çocukluğundan beri okumakta zorlandığını kendisi anlatıyor; bir saatte okunacak bir metni günlerce okuduğunu söylüyor. Ama bunu bir kusur olarak görmüyor, kendine göre yöntemler bulduğunu söylüyor. Bugün herkesin sevdiği bir oyuncu.

Bizim memleketimizden bir örnek daha: oyuncu ve yazar Ebru Cündübeyoğlu. Üniversiteyi Bursa'da, Uludağ Üniversitesi'nde okumuş. Disleksili olduğunu yıllar sonra fark etmiş. Bu konuyu o kadar sahiplendi ki bir TEDx sahnesinde, "Özel Öğrenme Bozukluğu: Disleksi" başlıklı bir konuşma yaptı; disleksinin bir hastalık değil, bir öğrenme farklılığı olduğunu, zekâyla bir ilgisi bulunmadığını anlattı. O konuşmayı buradan izleyebilirsiniz.

Görevimiz Tehlike filmlerinin ünlü oyuncusu Tom Cruise de disleksili. Okul yıllarında okumakta çok zorlandığını yıllar boyunca birçok söyleşide kendisi anlattı.

Bir de oyuncu olmayan bir örnek: dünyanın en tanınmış girişimcilerinden Richard Branson. O da disleksili. Okuldayken öğretmenleri onu tembel, hatta aptal sandı; harfler tahtada gözüne karmakarışık görünüyordu. On beş yaşında okulu bıraktı. Ama bütün bunları kendi blogunda, söyleşilerinde açık açık anlatıyor ve disleksisini bir "süper güç" diye nitelendiriyor. Bugün uçak şirketinden uzay turizmi şirketine kadar onlarca işin kurucusu; hatta dislektik çocuklara destek olmak için ayrı bir girişim bile kurdu.

Dünyaya farklı bakanlar

Otizm, çocuğun dünyayı, sesleri ve insanları bizden biraz farklı algılaması demektir. Bu farklılık, doğru desteklendiğinde bazen büyük bir güce dönüşebiliyor.

Otizm spektrumunda olduğunu açıklayan Elon Musk
Elon MuskFoto: Duncan.Hull / Wikimedia Commons / CC BY-SA 4.0
Tesla elektrikli otomobil
Tesla Model YFoto: Alexander Migl / Wikimedia Commons / CC BY-SA 4.0
Otizmli iklim aktivisti Greta Thunberg
Greta ThunbergFoto: Frankie Fouganthin / Wikimedia Commons / CC BY 4.0
Otizmli bilim insanı Profesör Temple Grandin
Temple GrandinFoto: Steve Jurvetson / Wikimedia Commons / CC BY 2.0

Elektrikli arabalar yapan, uzaya roket gönderen, dünyanın en zengin insanlarından Elon Musk, otizm spektrumunda olduğunu 2021'de SNL adlı ünlü televizyon programında kendi ağzıyla açıkladı. (Bunun resmî bir teşhise dayanıp dayanmadığı tam bilinmiyor; ama önemli olan şu: bunu kendisi paylaşıyor. Biz dışarıdan kimseye böyle bir şey yakıştırmıyoruz.)

Haberlerden tanıdığınız, iklim için tek başına yola çıkan İsveçli genç Greta Thunberg de otizmli. O bunu bir engel olarak değil, "benim süper gücüm" diye anlatıyor; çünkü tek bir konuya odaklanabilme yeteneğinin kendisini güçlü kıldığını söylüyor.

Bir örnek daha var ki, anlatmak istediğimiz her şeyi tek başına özetliyor: Amerikalı bilim insanı Temple Grandin. Üç yaşındayken otizm teşhisi konduğunda, doktor annesine onu bir bakımevine yerleştirmesini söylemiş. Annesi bunu kabul etmemiş; bunun yerine ona erkenden konuşma terapisi aldırmış, düzenli ve destekleyici bir ortam kurmuş. O çocuk büyüdü, üniversitede profesör oldu, kitaplar yazdı; hayatı Temple Grandin adıyla ödüllü bir filme bile konu oldu. Otizmi için şöyle diyor: "Otizm, benim kim olduğumun bir parçası." Annesinin o ilk doğru kararı, her şeyi değiştirdi.

Peki ya internetteki o listeler?

Belki siz de görmüşsünüzdür: "Einstein disleksiymiş", "Edison'un öğrenme güçlüğü varmış", "Walt Disney de öyleymiş", "Steve Jobs da disleksiymiş" diye listeler internette sürekli dolaşır. Bu yazıda onlara hiç yer vermedim. Çünkü bunların çoğunun sağlam bir kaynağı yok. Yıllar önce biri söylemiş, herkes birbirinden kopyalamış, "gerçek" sanılmış. (Hatta Walt Disney'in ailesinin kurduğu müze, bunun doğru olmadığını açıklamış.)

Bunu iki sebepten önemsiyoruz:

Birincisi, yanlış bilgi yaymak doğru değildir. Bir eğitim ve rehabilitasyon merkezi olarak söylediğimiz her şeyin arkasında durabilmeliyiz.

İkincisi ve daha önemlisi: Yaşamamış, tanımadığımız birine, hele ki bir çocuğa, uzaktan tanı yakıştırmak yanlış ve incitici bir şeydir. Bir insanın durumunu ancak kendisi anlatabilir ya da onu yakından tanıyan bir uzman söyleyebilir. Biz Eğitimci olarak hiçbir çocuğa uzaktan, görmeden tanı koymayız.

Asıl anlatmak istediğimiz

Bu insanların ortak noktası dâhi olmaları değil. Hepsi dünyaca ünlü olmak zorunda da değil zaten. Çoğu çocuk öyle olmayacak, buna gerek de yok.

Onların gerçek ortak noktası şu: Hayatlarının bir yerinde biri onlara erken davrandı. Bir öğretmen, bir anne, bir baba ya da bir uzman, "Bu çocukta bir farklılık var ama bu onun sonu değil" dedi. Doğru yardımı, doğru zamanda verdi. "Sen yapabilirsin" dedi.

Mesele dâhi olmak değil. Mesele çocuğun mutlu, kendi ayakları üzerinde duran, dolu bir hayat sürmesi. Ve bunun en büyük anahtarı: erken fark etmek ve doğru desteği vermek.

İçinizde bir "acaba" varsa, o soruyu bekletmeyin.

Unutmayın: Bu hikâyelerdeki her çocuğun yolu kendine özeldi. Sizin çocuğunuzun yolu da öyle olacak. Önemli olan, o yola bugün çıkmak.

O yola bugün çıkın

Kurumumuzun hazırladığı ücretsiz EGTR Gelişim Tarama Testi ile çocuğunuzun gelişimine hızlı bir bakış atabilirsiniz. Kimlik istemez, ücretsizdir, bilgileriniz gizli kalır. Bir tanı koymaz; sadece "şu alana bir uzman göz atsa iyi olur" diye yol gösterir. Ya da hiç beklemeden ön görüşmeye gelebilirsiniz. Bursa'nın Kestel ilçesindeki Eğitimci Dil Konuşma Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak, Kestel, Gürsu ve çevresindeki ailelerle önce bir oturup konuşmayı, çocuğu birlikte tanımayı seviyoruz.

Bu yazıdaki isimlerin her biri, durumunu kendisi açıklamış ya da güvenilir kaynaklarda yer almaktadır. Hz. Musa ile ilgili âyetlerin meali Diyanet İşleri Başkanlığı'na aittir (Tâhâ 27-28; Kasas 34).

Halef Adanur
YAZAR

Halef Adanur

Eğitimci Dil Konuşma Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi kurucusu. Bursa Kestel'de, MEB-RAM raporu sürecinde aileden ek ücret talep etmeden dil-konuşma, otizm, öğrenme güçlüğü ve zihin yetersizliği alanlarında çalışan ekiple birlikte; veli iletişimi, dijital araçlar ve AR-GE taraflarında çalışıyor. Bu yazı da merkezin klinik deneyiminden ve ailelere duyduğumuz umuttan damıtıldı.