Ne Zaman Konuşacak?
bir dil terapistinin notları
Merhaba, ben Hümeyra Adanur, Eğitimci'de dil ve konuşma terapistiyim. Otizmli çocuklarla dil çalışmaya nasıl yaklaştığımı, ailelerin en çok merak ettiği birkaç soru üzerinden anlatmak istedim.
Ailelerle konuşurken en sık karşılaştığım cümle şu: "Ne zaman konuşacak?" Bu soruyu çok iyi anlıyorum, çünkü arkasında büyük bir sevgi ve büyük bir kaygı var. Ama dil çalışmasına doğrudan "konuşma" ile başlamak, çoğu zaman yanlış kapıdan girmek oluyor.
Önce iletişim, sonra konuşma
Konuşma, iletişimin sadece bir parçası. Bir çocuk daha tek kelime söylemeden çok önce bize bir şeyler anlatmaya başlar: bir oyuncağa uzanarak, elimizi çekerek, bir sesi tekrarlayarak, göz göze gelerek. Otizmli çocuklarda bu iletişim yolları bazen daha az belirgin, bazen alışkın olmadığımız biçimlerde gelir. Benim önceliğim, çocuğun zaten kullandığı iletişim yollarını görmek ve onları güçlendirmek. Çünkü iletişim niyeti oluşmadan gelen kelimeler çoğu zaman ezber kalır, işlevsel olmaz.
Ortak dikkatten başlıyoruz
Dil gelişiminin en güçlü habercilerinden biri "ortak dikkat" dediğimiz beceridir: çocuğun bir nesneye bakıp sonra bize dönmesi, ilgisini bizimle paylaşması. Bir çocuk balonu görüp heyecanla bana dönüyorsa, aslında "bunu görüyor musun" diyordur. Kelimeler tam da bu paylaşma anının üstüne oturur. Bu yüzden çalışmanın büyük bölümü masada değil, oyunun içinde geçer. Çocuğun ilgilendiği şeyin peşinden gider, o anı birlikte yaşar, sonra o ana bir dil giydiririm.
"Kelimeler tam da bu paylaşma anının üstüne oturur." Hümeyra Adanur
Çocuğun peşinden gitmek
En çok işe yarayan yaklaşım, çocuğu benim planıma çekmek değil, onun ilgisine katılmak. Arabaları sıralamayı seven bir çocukla arabalar üzerinden çalışırım. Suyla oynamayı seven bir çocukla suyun başında otururum. Motivasyon çocuğun kendisinden geldiğinde, dil de daha kolay yerleşiyor. Baskıyla söyletilen bir kelime çoğu zaman bir kez çıkar ve kaybolur, kendi isteğiyle çıkan kelime kalıcı olur.
Ekolali bir sorun değil, bir mesajdır
Aileler, çocuklarının çizgi filmden ya da çevresinden duyduğu cümleleri tekrar etmesinden bazen endişe ediyor. Oysa bu tekrarların çoğu boşuna değil. Kimi çocuklar dili kalıplar halinde öğrenir: önce bütün bir cümleyi alır, zamanla o cümleyi parçalayıp kendi cümlelerini kurmaya başlar. Buradaki işim o tekrarı susturmak değil, arkasındaki anlamı çözmek ve çocuğa o kalıbı işlevsel biçimde kullanmayı öğretmek. "Kapıyı açalım mı" diye tekrar eden bir çocuk çoğu zaman gerçekten dışarı çıkmak istiyordur.
Alternatif iletişim konuşmayı geciktirmez
Bazı ailelerin en büyük tereddüdü, görsel kartlar ya da iletişim cihazları kullanırsak çocuğun hiç konuşmayacağı oluyor. Bu, çok yaygın ama yanlış bir inanç. Alternatif ve destekleyici iletişim yöntemleri (kartlar, resimli sistemler, cihazlar) konuşmayı geciktirmez, birçok çocukta konuşmayı destekler. Çünkü çocuk önce "iletişim kurmak işe yarıyor" duygusunu yaşar, bu duygu da sözel dilin önünü açar. Bir çocuğun kendini ifade edebilmesi için önce sesle konuşmasını beklemek zorunda değiliz.
Konuşma hedefsiz ağız içi egzersizler işe yaramaz
Zaman zaman "diliyle egzersiz yapsın, üflesin, dudak hareketleri yapsın" gibi öneriler duyuluyor. Konuşmaya yönelik olmayan bu ağız içi egzersizlerin konuşmayı geliştirdiğine dair kanıt bulunmuyor. Konuşma kendine özgü bir motor beceridir ve ancak konuşmanın kendisiyle, sesler ve kelimeler üzerinden çalışılarak gelişir. Bu yüzden zamanımı doğrudan iletişimin ve konuşmanın içinde geçiririm.
Burada önemli bir ayrım var: apraksi gibi konuşmayı planlama güçlüklerinde durum farklıdır. O zaman dil ve dudak hareketlerini konuşma hedefiyle, ses ve kelimelerin içinde çalışırız; gerektiğinde çocuğa dokunsal ipuçları veririz (dudağın, dilin, çenenin konumunu hissettirme). Bunlar "ağız içi egzersiz" değil, konuşma motor öğrenmesinin ta kendisidir. Özetle: hedefsiz tekrar değil, konuşmayla bağlantılı çalışma etkilidir.
- İnanç: "Kart ya da cihaz kullanırsak çocuğum hiç konuşmaz." Kanıt: Aksine, katılımcıların büyük bölümünde konuşma üretimi arttı (Millar ve ark., 2006; Schlosser ve Wendt, 2008).
- İnanç: "Ağız içi egzersizler konuşmayı geliştirir." Kanıt: Konuşma amacı taşımayan (üfleme, dudak büzme gibi) egzersizleri destekleyecek yeterli kanıt yok; öneri, doğrudan konuşma temelli çalışma (McCauley ve ark., 2009). Aprakside ise konuşma hedefli oral-motor çalışma ve dokunsal ipuçları klinik pratiğin parçasıdır.
Aile çalışmanın bir parçasıdır
Çocukla seansta geçirdiğimiz süre sınırlı, aile ise onunla bütün gün birlikte. Bu yüzden en kalıcı ilerleme, seansta yaptığımızın evde günlük hayata yayılmasıyla oluyor. Yemek hazırlarken, banyoda, markette, oyun sırasında kurulan küçük iletişim anları çok değerli. Aileye "şunu yaptırın" demem; "şu anı fark edin, o anda şöyle karşılık verin" derim.
Sabırla, ama umutla
Dürüst olmak isterim: bu yol her çocukta farklı hızda ilerler ve kimse size kesin bir zaman veremez. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: her çocuğun iletişim kurabileceği bir yolu vardır, bizim işimiz o yolu birlikte bulmak. Bazen bu yol sözcüklerden geçer, bazen bir bakıştan, bir işaretten, bir karttan. Hepsi iletişimdir, hepsi kıymetlidir.
İçinizde bir soru varsa, çocuğunuzun gelişimini anlamak istiyorsanız, doğru zamanı beklemeyin. Kestel'deki merkezimizde önce bir tanışalım, çocuğunuzu birlikte tanıyalım.
Bu yazıdaki bilimsel dayanaklar
Alternatif iletişim konuşmayı geciktirmez. Gelişimsel yetersizliği olan bireyler üzerine yapılan geniş bir derlemede, alternatif iletişim kullanımının konuşmayı azalttığına dair hiçbir kanıt bulunmamış; katılımcıların büyük bölümünde konuşma üretimi artmıştır (Millar, Light & Schlosser, 2006). Otizmli çocuklara odaklanan sistematik bir derleme de aynı sonuca varır (Schlosser & Wendt, 2008).
Konuşma amaçsız ağız içi egzersizler konuşmayı geliştirmez. Konuşmaya yönelik olmayan ağız içi egzersizleri inceleyen sistematik derleme, bu yöntemi destekleyecek yeterli kanıt bulunmadığını ortaya koymuş ve konuşma güçlüklerinin doğrudan konuşma temelli, göreve özgü çalışmalarla ele alınmasını önermiştir (McCauley, Strand, Lof, Schooling & Frymark, 2009). Apraksiye özgü, konuşma hedefli motor çalışmalar bu kapsamın dışındadır.
Kaynaklar:
- Millar, D. C., Light, J. C., & Schlosser, R. W. (2006). Journal of Speech, Language, and Hearing Research, 49(2), 248–264.
- Schlosser, R. W., & Wendt, O. (2008). American Journal of Speech-Language Pathology, 17(3), 212–230.
- McCauley, R. J., Strand, E., Lof, G. L., Schooling, T., & Frymark, T. (2009). American Journal of Speech-Language Pathology, 18(4), 343–360.
Ailelerin Merak Ettikleri
Çocuğum duyduğu cümleleri tekrar ediyor, susturmaya çalışmalı mıyım?
Hayır. Tekrarların çoğu boşuna değildir; kimi çocuklar dili kalıplar halinde öğrenir, önce bütün cümleyi alır, zamanla parçalayıp kendi cümlelerini kurar. Doğru yaklaşım tekrarı susturmak değil, arkasındaki anlamı çözüp kalıbı işlevsel biçimde kullanmayı öğretmektir.
Görsel kartlar ya da iletişim cihazları konuşmayı geciktirir mi?
Hayır, bu yaygın ama yanlış bir inançtır. Araştırmalar alternatif ve destekleyici iletişimin konuşmayı geciktirmediğini, birçok çocukta konuşma üretimini artırdığını gösteriyor. Çocuk önce "iletişim kurmak işe yarıyor" duygusunu yaşar, bu duygu sözel dilin önünü açar.
Üfleme, dudak ve dil egzersizleri konuşmayı geliştirir mi?
Konuşmaya yönelik olmayan ağız içi egzersizlerin (üfleme, dudak büzme gibi) konuşmayı geliştirdiğine dair kanıt bulunmuyor. Konuşma kendine özgü bir motor beceridir ve ancak sesler ve kelimeler üzerinden, konuşmanın kendisiyle çalışılarak gelişir. Önemli ayrım: apraksi gibi konuşma planlama güçlüklerinde dil-dudak hareketleri konuşma hedefiyle çalışılır ve dokunsal ipuçları kullanılır; bu, egzersiz değil konuşma motor öğrenmesidir.
Çocuğum ne zaman konuşacak?
Bu yol her çocukta farklı hızda ilerler ve kimse kesin bir zaman veremez. Bilinen şu: her çocuğun iletişim kurabileceği bir yolu vardır ve çalışmanın amacı o yolu birlikte bulmaktır. Bazen sözcükler, bazen bir bakış, bir işaret ya da bir kart; hepsi iletişimdir.
Önce tanışalım.
Çocuğunuzun gelişimini birlikte değerlendirelim. İlk tanışma görüşmesi için bize ulaşın; isterseniz ücretsiz ve kimlik istemeyen EGTR taramasıyla da başlayabilirsiniz.